Leyla PERAKENDE: Taytlı papa dan rönesansa

Published on April 23rd, 2012

TAYTLI PAPA’DAN RÖNESANSA; ORDAN ŞEHİR TİYATROLARINDAN SAĞA DÖN…HAH ORDAKİ BAKKALDAN 2 PAKET SİGARA AL BANA.

 

Böyle aşka şantaj denir, yaptığına montaj denir; şantaj-montaj, şantaj-montaj v.s. sevgili radyo cepte dinleyenleri. Bugün size yapıldığı dönemde dünya haritasını değiştirecek kadar büyük şimdilerde ise her nalburda bulabileceğiniz kadar küçük iki icattan bahsetmek istiyorum.

Vida ve keser…

 

Vida, üzerinde burguları olan demir bir sapın yuvarlak başka bir demire lehimlenmiş halidir. Yuvarlak demirinin üzerinde artı şeklinde bir boşluk bulunur. Daha sonraki yıllarda demirin üzerinde bulunan artı işareti işlev kazansın diye  “torna-vida” adında başka bir alet icat edilmiştir.

 

İlk vida, 15.yy’ın ikinci yarısında katolik kilisesi tarafından hıristiyanlığı yaymak amacıyla sipariş edilmiştir. Üzerindeki artı işareti ise İsa’nın gerildiği çarmıha ve üzerindeki 4 çiviye göndermedir. Tek başına vidanın işe yaramadığını gören Papa “herhangi bir  John Paul”; hıristiyanlık olgusunu insanların beynine işlemek için Venedikli bir ustaya torna-vidayı yaptırmış ve ardından tüm Avrupa’yı bura bura hıristiyan yapmıştır. İnanın sallamıyorum. Zaten eğer böyle olmasaydı vidaların başındaki artı  işareti yuvarlak, torna-vidaların ucu da top şeklinde olurdu. Antik İtalyanca’da vida “olacaksın”, torna ise “benim” demektir. Torna-vida ise “Benim Olacaksın” anlamına gelir.

 

1500’ler de kilise, Protestanları imana getirip Katolik yapacağım  diye icattan icada koşarken, tükettiği üzüm suyuyla kafası bir dünya olan Papa, yaklaşan Osmanlı tehlikesini sezememiştir.

 

Papa, vidaydı tornavidaydı uğraşırken, Fatih’in babası Sultan 2. Murat ustalarını yeni bir icat için çalıştırmaya başlamıştır. Fakat en iyi demir ustaları Trabzon’lu olduğu için yeni icadın çizimler yaklaşık 100 sene sürmüş ve yanlışlıkla olta icat olmuştur. Olta daha önce de icat olduğundan bu konunun üstü sessizce kapatılmıştır. Neyse ki 2. Murat’ın oğlu Fatih Sultan Mehmet kendini ermeni demir ustalarına teslim etmiş ve Keser’i dünyaya kazandırmıştır.

 

Keserin icadıyla Osmanlı şahlanmış önüne geleni kesip atmaya başlamıştır. Bunun üzerine Papanın etekleri tutuşmuş ve resmi törenler haricinde elbise giymekten vazgeçip klasik Milano taytlarıyla dolaşmaya başlamıştır.

 

Bizansın keserlerle fethedilmesini takip eden yüzyılda Batı travmadan travmaya girmiş, en sonunda “yemişim Papa’yı, tayt ne arar la Papa’da” diyerek kendilerini bilim ve sanata adayarak Rönesans çağını başlatmıştır.

 

İstanbul’u keserlerle fetheden Osmanlı ise “Trabzonlu ustalara laf anlatmak 200 yy daha alır, keser tamamdır abicim” diye icat işini yasaklamış ve medreselerde okuyan çocuklara 500 sayfa “icat çıkartmayın” yazdırarak yeni neslin beynini yıkamıştır.

Rönesans sonrası, bir daha ortalığı karıştırmasın diye Papa’ya Vatikan Bankası verilmiş ve dini günlerde arkasından sopayla tutmak suretiyle balkondan halkı selamlamasına onay çıkmıştır. Bizdekinin tam tersi olarak, Avrupa’da sadece dini eğitim veren okulların kapılarında “icat çıkartmayın” plakaları asılmış, böylece bilim ve sanat işlerinde dinsel baronluk müessesesi sona ermiştir.

 

Bunun üzerine “beynim hür vicdanım hür, götüne bile koyarım” diyen Avrupalılar ışın kılıcını icat edip keseri de aynen götümüze koymuşlardır sevgili radyo cepte dinleyenleri.

 

 

NOT: 23 NİSAN KUTLU OLSUN. ÇOCUKLARI SEVİYORUM. HEPSİ DOĞUŞTAN SANATÇI. SONRADAN BOZUYORLAR AYARLARINI. ÇOCUKLARIN AYARLARINI BOZAN HERKESİ LANETLİYORUM. RÖNESANS AVRUPASIYLA İLGİLİ EN EZBER BOZUCU ESER HALİL İNALCIK HOCA’NIN “RÖNESANS AVRUPASI” KİTABI. HALİL İNALCIK’IN HASTASIYIZ.

Yorum Yap

Bu yaziile ilgili bir seyler yazabilirsin.